Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Reklam

GAZZE’DE BİR SAVAŞ YOKTUR, SOYKIRIM VARDIR”

Reklam
MCgCKDRmqEWZR8Ma69_ErA
Reklam

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in 80'inci Genel Kurulu'nda tarihi bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Gazze'deki vahşete ilişkin fotoğraflar gösterdi. Erdoğan'ın bu sırada duygulandığı görüldü.

Birleşmiş Milletler'in (BM) 80'inci Genel Kurulu, ABD'nin New York kentinde başladı.

Filistin zirvesine dönüşen BM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beklenen konuşmasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Gazze'de yaşanan vahşete ilişkin fotoğraflar gösterdi. Erdoğan, “Soykırım kadrosunun, uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. Gazze’de yaşanan barbarlığa karşı sesini yükseltmeyen, tavır almayan herkes, bu vahşetin sorumluluğuna ortaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarihi konuşmasından satır başları şöyle:

"Filistin’in giderek artan sayıda ülke tarafından tanındığı bir dönemde, Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas’ın bugün bizzat aramızda olamayışından duyduğum üzüntüyü ifade etmek istiyorum. Biz, bugün, bu kürsüde, kendi vatandaşlarımızla birlikte sesi kısılmak istenen Filistin halkına tercüman olmak için de için bulunuyoruz. Filistin Devleti’ni tanıyacağını açıklayan tüm ülkelere teşekkür ediyor; henüz bu kararı almayan devletleri ise bir an önce harekete geçmeye çağırıyorum.

"HER SAAT BİR ÇOCUK ACIMASIZCA HAYATTAN KOPARTILIYOR"

Birleşmiş Milletler Kuruluş Şartı’nın, ilk maddesinin ilk kelimelerini, burada tekrar hatırlatmak isterim. Birleşmiş Milletler’in amacı, uluslararası barış ve güvenliği korumaktır. Evet, bizler, bu salonda Birleşmiş Milletler’in 80’inci yaşını kutlarken, dünyanın birçok bölgesinde, Kuruluş Şartı’nın ilk maddesinin ilk kelimelerine gölge düşürecek vahim hadiseler yaşanıyor. Özellikle Gazze’de, gözlerimizin önünde 700 günü aşkın bir süredir, soykırım devam ediyor. Biz toplantı halindeyken dahi, Gazze’de şu anda siviller katlediliyor. Gazze’de ölen sivillerin sayısı 65 bini geçti. Enkaz altında kaç cenazenin olduğu henüz bilinmiyor. Ölenlerin 20 binden fazlası çocuk. İsrail tarafından, Gazze’de, son 23 aydır her saat, evet, her saat bir çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil, dostlar, hepsi birer can, birer masum insan. Şu anda sadece silahlarla değil, açlık silahıyla da insanlar öldürülüyor. 21’inci yüzyılda, medeni dünyanın bakışları altında, 146’sı çocuk, 428 kişi açlıktan hayatını kaybetti ve sayı her geçen gün artıyor.

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki günlük hayatı anlatan fotoğraflar göstererek konuşmasını sürdürdü) Lütfen hepimiz, elimizi vicdanımıza koyup cevap verelim. 2025 yılında şöyle bir gaddarlığın makul bir sebebi olabilir mi? Fakat, insanlık için bu utanç manzarası Gazze’de, 23 aydır her gün tekerrür ediyor. 365 kilometrekare içinde yaşayan 2,5 milyon Gazzeli, her gün yerinden ediliyor, her gün bir başka bölgeye göçe zorlanıyor. Gazze’nin sağlık altyapısı tamamen çökmüş durumda. Doktorlar öldürüldü ya da gözaltında kaybedildi. Ambulanslar vuruldu. Hastaneler bombalandı, yıkıldı. Tedavi mümkün değil, operasyon mümkün değil, ilaç bulmak mümkün değil.

"İNSANLIK BÖYLE BİR VAHŞET GÖRMEMİŞTİR"

Bakın, içim kan ağlayarak söylüyorum. Henüz 2-3 yaşındaki, elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucaklar, bugün, maalesef, Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir. Buna hangi vicdan dayanır, hangi vicdan buna sessiz kalabilir? Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz anne-babayız; üzerine titrediğimiz evlatlarımız, torunlarımız var. Burada, Amerika’da, Avrupa’da, dünyanın her yerinde, bir çocuğun eline küçük bir diken batsa, anne babaların yüreği yanıyor; ama Gazze’de, çocukların elleri, kolları, bacakları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. Kimse kusura bakmasın, ama, bu, insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi, son bir asırda, böyle bir vahşet görmemiştir. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Gazze’deki soykırım medya, sosyal medya aracılığıyla her an canlı olarak yayınlanıyor. İsrail, şu ana kadar Gazze’de, ulusal ve uluslararası basında çalışan 250 gazeteciyi kasıtlı olarak öldürdü; Gazze’ye tüm girişleri yasakladı. Ama yine de soykırımı gizleyemedi. Filistin topraklarında devam eden soykırıma her fırsatta dikkatleri çeken Genel Sekreter Sayın Guterres’i gönülden destekliyorum; cesareti için kendisini bir kez daha tebrik ediyorum. Ancak, Birleşmiş Milletler, Gazze’de, kendi çalışanlarını dahi koruyamamıştır. Gazze’de, insanlara yardım için koşturan 500 kişi öldürülmüştür ve bunların 326’sı BM personelidir.

"GAZZE'DE BİR SAVAŞ YOKTUR, SOYKIRIM VARDIR"

Soykırım, tıpkı Holokost gibi insanların toplu halde imhası için kullanılan utanç verici, insanlık dışı ve barbarca bir kavramdır. Oysa bugün Gazze’de sadece insanlar öldürülmüyor. Gazze’de hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor. Gazze’de tarım alanları, bahçeler, ağaçlar, otlar; Gazze’de asırlık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor, kirletiliyor. Gazze’de binalar, evler, kütüphaneler, hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, tarihi yapılar bilinçli bir şekilde yıkılıyor. Gazze’nin toprağı, insan için de, hayvan için de, bitki için de, artık işe yaramaz hale getiriliyor. Şimdi size soruyorum, elimdeki şu fotoğrafın güvenlik arayışıyla ne ilgisi var? Bunun adı "canlıya düşmanlık, hayata düşmanlık" değil midir? Bu kürsüden açık açık ifade ediyorum.

Gazze’de bir savaş yoktur. Gazze’de iki taraftan söz edilemez. Gazze’de, bir yanda elinde en modern, en öldürücü silahlar olan düzenli ordu, diğer tarafta ise masum siviller, masum çocuklar vardır. Bu, terörle mücadele değildir. Bu, 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen bir işgal, tehcir, sürgün, soykırım, daha doğrusu bir toplu-kıyım politikasıdır.

Gazze Hamas bahanesiyle yok ediliyor. Eş zamanlı olarak, Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı Şeria da adım adım işgal edilmekte, infazlarla masum siviller katledilmektedir. Üstelik İsrail; Gazze ve Batı Şeria ile sınırlı kalmamakta, Suriye’ye, İran’a, Yemen’e, Lübnan’a saldırılar düzenleyerek bölge barışını da tehdit etmektedir. En son, arabulucu Katar’da, ateşkes müzakereleri için toplantı yapan heyete İsrail saldırısı gerçekleşmiştir. Katar’a yönelik saldırı göstermiştir ki, İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir. Netanyahu’nun barış yapmaya da, rehineleri kurtarmaya da niyetinin olmadığı, bir kez daha anlaşılmıştır. Sadece komşuları değil, Orta Doğu’daki tüm ülkeler İsrail hükümetinin pervasız tehditlerine muhatap oluyor.

SESİNİ YÜKSELTMEYEN HERKES BU VAHŞETE ORTAKTIR"

İsrail’in artan saldırganlığı sebebiyle Avrupa başta olmak üzere, Batı’da 2’nci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan değerler çok ağır yara aldı. En temel insan hakları, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, gösteri ve protesto özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramlar rafa kalkmıştır. Gelinen noktada hepimiz şu gerçeği görmek zorundayız değerli dostlarım. ‘Vaat edilmiş topraklar’ saplantısıyla hareket eden İsrail hükümeti, yayılmacı bir politikayla bölge barışına ve insanlığın müşterek kazanımlarına kastetmektedir. Üç semavi dinin kutsal beldesi, insanlığın ortak mirası olan Kudüs’ü Şerif, bu radikalizmin doğrudan hedefi olmaktadır. Vicdan sahibi Musevileri de rahatsız eden, onların da tasvip etmediği, dahası tüm dünyada antisemitizmi körükleyen bu cinnet hali, artık daha fazla devam edemez. Gazze’de ateşkes bir an önce sağlanmalı, saldırılar durmalı, insani yardımların engelsiz girişine mutlaka izin verilmelidir. Soykırım kadrosunun, uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. Gazze’de yaşanan barbarlığa karşı sesini yükseltmeyen, tavır almayan herkes, bu vahşetin sorumluluğuna ortaktır.

Bütün devlet ve hükümet başkanlarına sesleniyorum. Gün, bu gündür. Gün; insanlık adına Filistinli mazlumların yanında dimdik durma günüdür. Halklarınız Gazze’deki barbarlığa tepki gösterirken, gelin, sizler de adım atma cesaretini gösterin. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’ye karşı insanlık görevinizi yerine getirin. Bu vesileyle dünyanın farklı ülkelerinde Gazzeli mazlumlara sahip çıkmak için meydanları dolduran, Gazzeli masumlara destek olmak için denizlere yelken açan; akademisyeniyle, sanatçısıyla, siyasetçisiyle, aktivistiyle, öğrencisiyle tüm Filistin savunucularına en kalbi selamlarımı yolluyorum.

SURİYE 

Nasıl bugün Gazzeli mazlumlar için sesimizi yükseltiyorsak, 13 yıl süresince de Suriyelilerin feryatlarına dikkat çektik. Burada onların da sesi, nefesi olduk. 1 milyon insanın hayatına, milyonlarcasının da vatanlarını terk etmesine sebep olan zulüm, 8 Aralık devrimi ile birlikte hamdolsun artık tarihe karıştı. Suriyeli kardeşlerimiz, 8 Aralık tarihi itibariyle yeni bir dönemin kapılarını açtılar. Eli kanlı bir rejime karşı mücadeleyi kazanan Suriye halkı, inanıyorum ki büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri zaferi de inşallah menziline ulaştıracaktır. DEAŞ başta olmak üzere terörün hiçbir çeşidinin olmadığı, güvenliğin tesis edildiği bir ve bütün Suriye vizyonunu tüm imkanlarımızla destekleyeceğiz. Suriye'de istikrar kökleştikçe, hiç şüphesiz bunun kazananı Suriyelilerle birlikte tüm komşu ülkeler, tüm bölgemiz olacaktır. Körfez'deki kardeş ülkelere de Suriye'nin toparlanmasına verdikleri katkılar için teşekkürlerimi iletiyorum. Bizimle aynı ilkeleri paylaşan tüm bölgesel ve uluslararası aktörlerle iş birliğimizi inşallah aynı şekilde sürdüreceğiz.

İRAN

İran'la ilgili nükleer dosyanın bir an evvel diplomasi yoluyla çözülmesini temenni ediyoruz. Unutulmamalıdır ki bölgemiz yeni bir krizi daha kaldıramaz. Komşumuz Irak'ın istikrarı, güvenliği ve refahı, bölgemizin selameti bakımından fevkalade önemlidir. Kalkınma Yolu projesi gibi kolektif refahı önceleyen stratejik hamlelere bu bakımdan büyük önem atfediyoruz. Kuzeyde, her ikisi de komşumuz olan Rusya ve Ukrayna arasında, İstanbul sürecine büyük bir iştiyakla ev sahipliği yapıyoruz. Doğrudan görüşmeler sayesinde çok sayıda esirin ve naaşın mübadelesine aracılık ettik. Taraflar arasında barış müzakerelerinin modalitelerini belirlemeye çalıştık. Unutmayın, "Savaşın kazananı, adil bir barışın kaybedeni olmaz" şiarıyla önümüzdeki dönemde de ateşkes için çaba göstermeye devam edeceğiz.

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ

Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışın tesisi için tarafları en başından bu yana cesaretlendirdik. 8 Ağustos'ta iki ülke arasında kalıcı barışa giden adımların atılmasından memnuniyet duyuyoruz. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Sayın Paşinyan başta olmak üzere sürece katkıda bulunan Amerikan Başkanı Sayın Trump'ı burada bir kez daha tebrik ediyorum. Bu vesileyle ülkemizle Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin kendi rayında ilerlediğini de ifade etmek isterim. Diğer bir arabuluculuk faaliyetimiz olan Ankara süreci kapsamında, Somali ile Etiyopya arasındaki ihtilafın halline yönelik gayretlerimizi sürdürüyoruz. Tarafların bu girişimi hızla başarıyla neticelendirmelerini temenni ediyorum.

 

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?